• Turkish
  • English

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, “Bağımsızlıklarının 25. Yılında Türk Cumhuriyetleri” Paneline katıldı.

Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB), Bağcılar Belediyesi ve Hoca Ahmed Yesevi Vakfı işbirliğinde “Bağımsızlıklarının 25. Yılında Türk Cumhuriyetleri” paneli, 14 Aralık 2016 Çarşamba günü Bağcılar Halk Sarayında gerçekleştirildi.

Programa, TDBB Yönetim Kurulu Üyesi, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, TDBB Genel Sekreteri Fahri Solak, Azerbaycan İstanbul Konsolosu Yadullah Paşayev, Hoca Ahmet Yesevi Vakfı Başkanı İlyas Saka, Kırgız Türkleri Derneği Başkanı Kurbanbeg Kutlu, Kazak Türkleri Eğitim Araştırma Derneği Başkanı Serkan Dinçtürk, Kazak Türkleri Vakfı Başkan Yardımcısı Abdutalip Çobanoğlu, Doğu Türkistan Göçmenleri Dernek Başkanı Yakup Can, İstanbul Kurumanlılar Derneği Başkanı Rafet Aktaş, Konya İsmil Kazak Dernekleri Başkanı Mehmet Alim ve çok sayıda davetli katıldı.

Oturum Başkanlığını TDBB Genel Sekreteri Fahri Solak’ın yaptığı panele, İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Salih Aynural, Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülvahap Kara, Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ve Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çokgezen konuşmacı olarak katıldı.

Programın açılışında konuşan Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Türk Cumhuriyetleriyle Türkiye’nin ortak bir medeniyetin mensupları ve mirasçıları olduğunu belirterek, “bu kardeş toplulukların uzun yıllar ayrı kaldıklarını söyledi. Çağırıcı, aynı inanç ve duygu paylaşılarak, Türk Cumhuriyetleriyle ilişkiler konusunda kısa zamanda ciddi mesafeler alındığını belirterek, Türk Dünyası Belediyeler Birliği olarak da yerel yönetimler anlamında ciddi çalışmalar yapıyoruz. 28 ülkeden 1.170 üye belediye ile ortak çalışmalar yürütüyoruz.” dedi.

Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl Türk Cumhuriyetlerinin ham madde kaynaklarının doğru kullanımı alanında Türkiye’nin gerekli öncülüğü yapması gerektiğinin altını çizerek: “Bölgenin, Rusya, Çin, ABD ve Batılı güçler tarafından sömürgeleştirilmesinin önüne geçmeliyiz. 25 yılda Türk Cumhuriyetleriyle ilişkiler konusunda çok ciddi mesafe kat ettik ama henüz istenilen seviyede değil. Ülkemiz kendi içinde birçok sorunla uğraştığı için enerjimizi bu bölgeye kanalize etmeye fırsat bulamıyoruz. Türk dünyası ile daha fazla iş birliği yapmalı ve bunu gelecek nesillere aktarmalıyız” dedi.

Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çokgezen ise, Türk Cumhuriyetleri ile iktisadi ilişkilerin SSCB’nin yıkılmasıyla başladığını vurgulayarak, son 15 yılda bu ülkelere yapılan ihracatın büyük ölçüde arttığını söyledi. Çokgezen en fazla ticaretin Azerbaycan ile yapıldığını vurgulayarak, “Azerbaycan’ı Türkmenistan ve Kazakistan takip ediyor. İthalatı Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan ile yapıyoruz. Azerbaycan’ın ithalatının yüzde 13’ünü Türkiye oluşturuyor. Bu ülkelerden endüstri ürünleri, petrol türevleri, ham madde, bakır, pamuk, pamuk ipliği gibi ürünleri satın alıyoruz. Biz de inşaat malzemesi başta olmak üzere her türlü tüketim maddesi satıyoruz. Müteahhitlik hizmetlerimiz de bu ülkelere devam ediyor. Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin yüzde 14’ünü Türkmenistan’da yapıyoruz. Azerbaycan ile Kazakistan’da önemli paya sahip. Bu ülkelerin mal çeşitliliği geliştikçe ticaretimiz daha da artacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülvahap Kara ise Türkiye için Türk Cumhuriyetlerinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Cumhurbaşkanımızın bu Pazartesi Kazakistan’da olması gerekiyordu. Vahşi terör eylemi nedeniyle gidemedi. Bu patlamayı gerçekleştiren mihraklar, Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin iyi ilişkiler kurmasını istemiyor olabilir. Bunu sadece bir PKK olayı olarak görmeyelim. Zamanlama açısından çok manidar. Türkiye’nin bir Şangay Beşlisine girme durumu var. Bu konuda da en büyük destekçisi Kazakistan’dı. Cumhurbaşkanı gitseydi bu konu da mutlaka gündeme gelecekti.” şeklinde konuştu. Türkiye’nin, Türk dünyası ile ilişkilere çok önem vermesi gerektiğini ve Türk dünyasının kilit isminin Türkiye olduğunu ifade eden Kara, Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ilişkilerinin son 25 yılda çok büyük mesafe kat ettiğini ancak istenilen seviyeye henüz ulaşılamadığını, daha yapılacak çok iş olduğunu ifade etti.

İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Aynural da, 5 Türk Cumhuriyetinin 25 yıl önce bağımsızlıklarını ilan ettiklerini hatırlatarak, bu kararın Türkiye açısından son derece mutluluk verici olduğunu söyledi. Aynural, bu beş ülkenin bağımsızlıklarını ilk tanıyan ülkenin Türkiye olduğunu dile getirerek, bağımsızlıklarını ilan eden kardeş cumhuriyetlerin ilk yıllarda birtakım ekonomik problemlerle karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. Türk Cumhuriyetlerinin 25 yıllık süreç içinde ekonomilerinin yerli yerine oturduğunu aktaran Aynural, “Dünyayı daha yakından tanıdılar, gençler yurt dışına gidip eğitimler aldı. Yeni kurumlar oluşturdular. Uzun yıllar demir perde ülkesi olarak işgal altındaydılar. İradeleriyle yönetimde bulunamıyorlardı. Şimdi kendi ülkelerini yönetme tecrübesine kavuştular. Her geçen gün Türk Cumhuriyetlerinin hem ekonomik hem de kültürel açıdan geliştiğini ve gerçek bir devlet noktasına geldiğini görüyoruz. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Dünya gerçeğinde, önce ekonomik ilişiklerin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini gördük. İyi bir iktisadi ilişki kurmazsanız ne kadar diliniz, dininiz bir olsa da güçlü bir bağ kuramıyorsunuz. O nedenle Türk Cumhuriyetleri ile ekonomik ilişkileri çok güçlü bir seviyeye getirmeliyiz.” İfadelerini kullandı.

TÜRK DÜNYASI BELEDİYELER BİRLİĞİ (TDBB)