Sosyoloji Bölümü'nde yarı zamanlı ders veren M. Selim Yavuz ile Müzikoloji Sohbeti

Sosyoloji Bölümümüzde bu sene ders vermeye başlayan yeni bir hocamız var. Filmlerde Sosyolojik Düşünce dersini müzik temalı filmler üzerine yapan Dr. M. Selim Yavuz ile çalışmaları ve eğitimini aldığı müzikoloji üzerine Sosyoloji Bölümü öğrencileri Gaye Özdemir, Cansu Malak ve Buse Bayrak söyleşi gerçekleştirdi.

Eğitim hayatınız hakkında bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Merhaba, bu röportajı yaptığınız için teşekkürler. Tabii ki, ben öncelikle bir özel fen lisesinden mezun oldum. O yıl girdiğim ÖSS sınavında 600 küsürüncü olduktan sonra Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’ni burslu olarak kazandım. Sabancı’da farklı mühendislikleri ve bir iki mühendislik dışı bölüm derslerini denedikten sonra Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği’nden mezun oldum. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmaları Merkezi’nde (MİAM) tarihsel müzikoloji alanında John Dowland ve İngiliz Rönesans müziği üzerine bir tez yazarak mezun oldum. Bundan sonra Royal Holloway and Bedford College, University of London, İngiltere’de etnomüzikoloji alanında depressive suicidal black metal üzerine bir tez yazdım ve ikinci yüksek lisansımı aldım. En son olarak da Leeds Beckett University, İngiltere’de doktoramı sosyoloji ve müzikoloji alanlarında Kuzey İngiltere’deki death/doom metal ağı üzerine yaptım.

2) Lisans eğitiminizi bilgisayar bilimi ve mühendisliği üzerine aldıktan sonra yüksek lisansınızı  etnomüzikoloji ve tarihsel müzikoloji üzerine yapmanızın sebebi nedir? Lisans eğitiminizi alırken de müzikoloji üzerine çalışmalarınız var mıydı?

Lisans sırasında müzik üzerine sadece dört tane seçmeli ders aldım. Müzikoloji alanının varlığını öğrenmeme neden olan bu derslerden “Orientalism in Western Music” isimli olan bir dersti. Dediğim gibi, Sabancı’da bir çok bölüm denediğimden Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği çok da isteyerek bitirdiğim bir bölüm değildi. MİAM’ın müzik lisanslı olmayan insanları da aldığını öğrendikten sonra dikkatimi ses mühendisliğine çevirmiştim. Fakat bunu baya düz mantık üzerinden karar vermiştim: “ben mühendisim, o zaman ses mühendisi olayım” gibi. Müzikolojiyi öğrendikten sonra bana uyan bölümün aslında bu olduğunu hızlıca keşfettim ve bu alana ve alt alanlarına odaklandım.

Müzik hayatınızda nasıl bir yere sahip? Müziğin hayatınızdaki etkileri nelerdir?

Müzik hayatımda çok ufak yaşlarımdan beri hep oldu. Benim dayım hem bir gitarist hem de bir müzikolog. Dolayısıyla, ilkokul zamanlarından itibaren dayım gitar çalarken veya resital hazırlığı yaparken ben de onu saatlerce izliyordum. O yaşlarda gitar çalmak istedim ama kendi derslerime odaklandığımdan ve düzenli bir gitar dersi alamadığımdan başlayamadım. O günlerden beri günümün en az 4-5 saati müzik dinleyerek geçer. Müziksiz gün geçtiğinde eksikliğini ağır olarak hissederim. Profesyonel olarak müziğe odaklandığımda dinleme şeklim çok değişti, fakat müzikten kopamama durumunda henüz bir değişiklik yok.

Müziği akademik olarak da ele almanızı sağlayan etken nedir?

Müziğin performans kısmından hep çekinmişimdir, beceremeyeceğimi düşünerek ve gereken o disiplini sağlayamayacağımı düşünerek. Ama müzikle de hayatım boyunca hep iç içe olmak istedim. Dolayısıyla, lisans eğitimim sırasında gitar çalıyor olmama rağmen, biraz da genel olarak fazlasıyla analitik bir düşünce yapısına sahip olmam da nedeniyle, müziği akademik olarak araştırmaya çalışmak beni daha mutlu edebilecek bir opsiyon gibi gözüktü.

Tarihsel müzikoloji yüksek lisansınızı Türkiye’de tamamlamanıza rağmen ikinci yüksek lisansınız olan etnomüzikoloji eğitiminizi niçin University of London ‘da yapma kararı aldınız?

MİAM’daki yüksek lisansımdan sonra aslında ben İngiltere’deki doktora programlarına başvurdum. Bildiğiniz üzere, İngiltere’de doktora başvurusu demek tez önerisi demek. Ders dönemi olmuyor. Doom metal üzerine bir tez önerisi yapıp İngiltere’deki 11 farklı hocaya e-mailler attım. Bu hocalar, ikisi hariç, konudan da kaynaklı olarak, ya tek cümleyle reddetti ya da cevap vermedi. Bu iki hocayla konuşmalarımızda biriyle fikirlerimizin çok da uyuşmadığına karar verdik. Royal Holloway’dan hocam ise tez önerimi ilginç bulduğunu fakat eksiklerim olduğunu söyledi ve başvurumu etnomüzikoloji üzerine bir yüksek lisansa çevirerek İngiltere’deki sistemi de öğrendikten sonra yeniden doktoraya başvurmamı söyledi. Ben de onun tavsiyesini izledim.

Türkiye’de aldığınız müzikoloji eğitimiyle İngiltere’de aldığınız müzikoloji eğitimi arasında ne gibi benzerlikler ve farklılıklar var? Hem ülkemizde hem yurtdışında eğitim almış biri olarak müzikoloji eğitimine ne derecede önem veriliyor?

Türkiye’de aldığım müzikoloji eğitimi İngiltere’dekine göre çok daha hafifti. Dersler bir iki tanesi hariç standart ders veren-ders alan şeklinde geçiyordu. Fakat İngiltere’de yüksek lisansta ders anlatımı olmadığını gördüm. Bütün dersler makale tartışma şeklinde geçti. Dolayısıyla okuma yükü dönemde altı ders için haftada 120-150 sayfa civarlarından, dönemde üç ders için haftada 400-500 sayfa civarına çıktı. Bu ilk başta bir şok etkisi yarattıysa da sonrasında çok faydasını gördüm.

Türkiye’de müzikolojinin adı sanı pek geçmiyor ne yazık ki. Konservatuar öğrencisi olup müzikolojiyi duymayan insanlar tanıdım. Belki yeni kurulan Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’yle müzikolojinin ne olduğunu veya ne olabileceğini daha çok insan duyar. Tabii ki Türkiye’de bir çok yerde müzikoloji bölümü, az sayıda da olsa akademik yayınlar ve dernekler mevcut. Fakat müzikoloji eğitimi, benim müzikoloji öğrencilerinden öğrendiğim kadarıyla, daha çok konservatuarda enstruman okuyup devam etmek istemeyen/devam edemeyen insanlar için bir ikinci plan gibi görülüyor. Karşılaştırdığımızda, İngiltere’de köklü bir müzikoloji geçmişi var.

Türkiye’de müzikoloji alanında yapılan akademik çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?  Sizce Türkiye müzikoloji literatür açısından zengin bir içeriğe sahip mi? Türkiye’de bu alana akademik olarak gereken önemin verildiğini düşünüyor musunuz?

Türkiye’de müzikoloji çalışmaları yayın bağlamında genelde benzer konular üzerinde dönüyor. Çok çeşitlilik olduğunu, bildiğim kadarıyla, söyleyemem. Dolayısıyla zengin bir literatürü ne yazık ki sahip olduğumuzu düşünmüyorum. Akademik olarak da dediğim gibi müzikologlar genelde eski icracılardan oluştuğu için alana hem gerekli önemin verildiğini düşünmüyorum hem de müzikolojinin potansiyelinin kullanılamadığını düşünüyorum.

Müzikoloji alanındaki çalışmalarınızı yürütürken etkilendiğiniz bir perspektif var mı?

Birçok perspektiften etkileniyorum tabii ki. Eğitim geçmişimden de kaynaklı olarak olabildiğince interdisipliner bakmaya çalışıyorum. Teknoloji müzikolojinin içinde henüz yeterli bir etki yapabilmiş durumda değil. Bunu bir şekilde dahil etmeye çalışıyorum. Farklı sosyal bilimlerin kuramsal etkisi de müzikoloji üzerinde son 30-40 yıldan daha eski değil. Beni özellikle sosyolojiye yönlendiren bu oldu.

Müzik adına yalnızca akademik çalışmalar mı yapıyorsunuz? Herhangi bir enstrüman çalıyor musunuz? Kendinizi müzisyen olarak değerlendirebilir misiniz? Sizin için müzisyen tanımı nedir?

Ciddi anlamda vakit ayırarak evet, sadece akademik olarak müzikle ilgileniyorum. Enstruman olarak elektrogitar, klavsen ve Türk udu çalıyorum. Kendimi müzisyen olarak değerlendirmem, çünkü yeterli emeği gösterdiğimi düşünmüyorum ve müzisyen olarak, icra veya beste alanlarında, hayatımı devam ettirmek gibi bir isteğim yok. Hobi olarak görüyorum. Benim için müzisyen hem gerekli emeği vermeli hem de bu yola baş koymuş insanlardır.

Özellikle “death metal” çalışmanızın sebebi nedir?

Death metal değil de death/doom metal çalışıyorum :) Bu önemli bir fark, çünkü farklı müzikal stilleri ve farklı kültürleri tanımlayan etiketler. Doktora tezimin de ana konularından biri bu. Death/doom üzerine odaklanmamın nedeni, bu tarz müziğin 12-13 yaşımdan beri hayranı olmam. Bu müzik dışardan çok hüzünlü bir müzik gibi gözükür, fakat dinleyiciler genelde ömürleri boyunca bu stile bağlı kalırlar. Bunun nedenlerini araştırmak ilk yüksek lisansımdan itibaren çok ilgimi çeken bir konu haline geldiğinden bu konuda ilerledim.

Sosyoloji alanına yönelmenizin sebebi nedir?

Müzikoloji, sonrasında etnomüzikoloji okuduktan sonra yaptığım araştırmalarda insanın eksik kaldığını düşünmeye başladım. Müzik kendi başına oluşan ve kendi başına durabilen bir konsept değil. Müzik tartışmasının içine insanı da katmak ihtiyacı hissettim. Doktoradaki danışmanımın bir sosyolog olmasının da getirisiyle, doğru dengeyi sosyoloji ve müzikolojiyi beraber kullanarak bulabildiğimi düşünüyorum.

Üniversitemizde “Filmlerde Sosyolojik  Düşünce” dersi vermektesiniz, dersin içeriği nedir? Dersin ana kelimelerinden biri her ne kadar filmler olsa da dersin işleyişinin sizin müzik bilimi hakkındaki bilgilerinizle paralel gittiğini söyleyebilir misiniz? Müzikoloji bilgilerinizi  “Filmlerde Sosyolojik Düşünce” dersinize de aktarıyor musunuz?

“Filmlerde Sosyolojik Düşünce” dersinde müzik kültürleriyle ilgili filmlerin hem müzikal anlamda hem de sosyal anlamda nasıl yapıldıkları kültürleri yansıttıklarını tartışıyoruz. Kuramsal olarak sanat ve müzik sosyolojisi üzerine odaklanıyoruz. Okuduğumuz makalelerin bir kısmı müzikoloji, bir kısmı etnomüzikoloji ve bir kısmı da sanat/müzik sosyolojisi makaleleri. Mümkün olduğunca, gerekli minimal bilgiyi de aktararak, öğrencilerime müzik bilimi bilgilerimi de aktarmaya çalışıyorum. Müzik filmlerin ve toplumların içinde çok önemli bir yere sahip. Dolayısıyla, müziğin farkına varıp nasıl bir etki oluşturduğunu düşünebilmek bu ders içinde amaçladığım çıktılardan biri.

“Filmlerde Sosyolojik Düşünce”  dışında sosyoloji alanında verdiğiniz dersler ve yürütmekte olduğunuz çalışmalar var mı?

Yine Yeditepe Üniversitesi’nde “Sosyolojiye Giriş” dersini de veriyorum. Bunun dışında hazırladığım ve teklif ettiğim bir çok sosyoloji dersi mevcut: boş zaman sosyolojisi, bilim sosyolojisi, duygu sosyolojisi sosyoloji ve metal müzik gibi. Bunun dışında bilgisayar oyunları kültürlerine ilgim olduğu için şu anda Ultima oyun serisi müzikleri üzerine bir çalışma yapıyorum ve interdisipliner çalışma, mühendislik ve mimari tasarım üzerine bir sosyolojik projeye başlamış bulunmaktayım. 

Symposium for Digital Musicology, Leisure Studies Association Annual Conference, Dark Leisure and Music Symposium komitelerinde üyeliğiniz var. Bu komitelerdeki görevleriniz nelerdir?

Bu akademik konferansların komitelerinde konferanslar süresince bulundum. Symposium for Digital Musicology ve Dark Leisure and Music Symposium’da ana organizatör olarak bulundum. Digital Musicology sempozyumunda biraz önce bahsettiğim müzikolojinin teknolojik eksikliğini tartıştık. Dark Leisure and Music’te ise “dark leisure theory”nin müzikal kültürlerdeki yansımasını araştırdık. Bu sempozyumu aynı zamanda bir dergi sayısı olarak Annals for Leisure Research dergisinde yayınladık.

Hangi topluluklarda yer almaktasınız?

Bir çok farklı dernek/toplulukta bulundum. Şu anda sadece British Forum for Ethnomusicology ve Association for the Study of Death and Society derneklerine üyeyim. Bunların yanında Metal Music Studies Journal isimli akademik derginin danışma kuruluna üyeyim ve uluslararası bir veritabanı olan Répertoire International de Littérature Musicale’in (RILM) Türkiye Komitesi üyesiyim.

İngiletere’de düzenlediğiniz workshoplar hakkında bilgi verebilir misiniz?

İngiltere’de yalnızca bir workshop düzenledim. Genel olarak sosyal bilimler dahilinde doktora yapan öğrenci arkadaşlarımdan doktora sırasında organizasyon ve teknoloji kullanımının çok yetersiz kaldığını gördüm. Bu tarz sistemler hayat kolaylaştıran cins sistemler olduğundan Leeds Beckett University’ye geçtiğimde bunun üzerine tek günlük bir workshop verdim. Şu anda da derslerimde bu workshoptan araçları öğrencilerime göstermeye çalışıyorum.

Kişisel sitenizi ziyaret ettiğimizde fotoğrafçılık alanında da çalışmalarınızın olduğunu gördük. Fotoğrafçılık, müzikoloji, sosyoloji gibi birçok alanda çalışmalar yapan birisiniz. Tüm bu alanları nasıl birbirinden beslenerek iç içe geçmiş bir şekilde hep birlikte yürütebiliyorsunuz?

Hobiler açısından genelde geniş bir ilgi alanım var. Fotoğrafçılığa hobi olarak kendi başıma başlayıp bir iki eğitime katıldım. İlgim gittikçe geliştiği için o eğitimlerin üzerine 10-15 daha kitap okuyup müzikle olan ilgimi alakamı da arttırmak amaçlı İngiltere’de bir iki blog için konser fotoğrafı çekmeye başladım. En son Leeds Festival’da fotoğrafçı stajyeri olarak çalıştım. İnterdisipliner çalışmaları ve çalışmayı fazlasıyla seviyorum. Dolayısıyla, bu farklı alanları bir şekilde bir araya getirmeye çalışmak büyük ihtimalle benim kariyerimin amacı. Doktoramda buna en çok yaklaşabildim, fakat bazı kavramsal kısıtlamalardan dolayı fotoğrafı tezimin içine yerleştiremedim. Fakat bu alanların tamamı, bir kısmı veya başka alanlara ve bunların potansiyel bir araya gelmelerine her zaman ilgim mevcut.

Müzikoloji alanında birçok önemli çalışmanız var. Sosyoloji öğrencileri için bu konuyla alakalı bir eğitim vermeyi düşünür müsünüz?

Teklif ettiğim Metal ve Sosyoloji dersinde tam olarak yapmak istediğim bu. Özellikle sanat üzerine çalışma yapmak isteyen sosyoloji öğrencileri için sanat/müzik sosyolojisinin kavramsal yapısı ötesinde bu sanat alanlarının estetik yapısına da girebilmek çok önemli bir farklılık yaratan bakış açıları. Bu dersteki amacım genelde sosyolojinin yaptığı gibi bütünsel bir yaklaşım yerine metal müziğini bir case study alarak bir müzik türünün ve kültürünün derinine nasıl sosyolojik ve müzikolojik olarak inilebileceğini tartışmak.

Müzikoloji eğitimi almayı düşünen öğrencilere verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?

Müzikoloji eğitimi almak isteyen öğrencilere ilk tavsiyem bir enstruman bilmiyorlarsa öğrenmeye başlamaları. Bunu bir icracı olma amaçlı değil de müziğe birinci elden dokunmayı öğrenme amacıyla yapmak önemli. Bolca müzik dinleyip, bolca o müzik parçalarının notalarını takip etmenin çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Müzikolog olmak istiyorsanız, müziği, en azından eğitiminizin başına, bir zevkin ötesinde analiz edilmesi gereken bir şey olarak genel perspektifinize geliştirmek faydalı olacaktır. Bir de tabii ki, olabildiğince okumak her sosyal bilimin şartı olduğu gibi müzikolojinin de olmazsa olmazlarından.

Akademik olarak bu alanlarda mı devam etmeyi düşünüyorsunuz?  Akademik kariyeriniz  için hedefleriniz nelerdir?

Akademik olarak şu anda metal müzik, bilgisayar oyunu müzikleri ve dijital müzikoloji benim için öncelikli alanlar içinde. Aklımda olan bazı projeleri gerçekleştirdikten sonra epistemoloji ve bilim sosyolojisi alanlarına da en azından bir süreliğine odaklanmak hedeflerim içinde. Genel olarak ise akademik kariyer hedeflerim farklı ve yaptığım araştırmalar üzerine dersler geliştirip yaptığım çeşitli araştırma projelerine farklılaşarak devam etmek. Henüz yeni bir doktora mezunu olduğum için, lisans, yüksek lisans veya doktora seviyelerinde tez danışmanlığı yapmak da dört gözle beklediğim şeylerden biri!

Sorularınız için çok teşekkürler. 

Röportaj: Gaye Özdemir, Cansu Malak, Buse Bayrak